NAMIK KALKANCI

MEHDİ ZUHUR EDECEK Mİ?

Mehdi, İslam’da ahir zamanda geleceğine ve İslam’ın dünya hakimiyetini gerçekleştireceğine inanılan kurtarıcı kişidir.
İslâm dini dahil neredeyse bütün dinlerde bu Mehdi (kurtarıcı) beklentisi inancı mevcuttur.
Ancak Kur’an’a müracaat ettiğimizde Allah böyle bir şeyin zuhur edeceğinden asla bahsetmez. İslamiyet, akıl ve ilim dini olup aklın ve ilmin kabul etmediği bu gibi hurafeleri kesinlikle kabul etmez. Bu konuyu ayetlerin rehberliğinde aydınlatmak mümkündür.
Muhammed (a.s) Allah’ın son elçisi olup ondan sonra kesinlikle bir Nebi ve Resul gelmeyecektir. Yani Resulullah Hatemül Enbiyadır, Nebi ve Resullerin sonuncusudur. Bu konu aynı zamanda itikadi bir meseledir.
İsa (a.s) mın “Mehdi” sıfatıyla ineceğine inanmak batıl bir inanç olup Kur’an’da bu konuya dair hiçbir emare yoktur.
Kur’an’ı incelediğimizde ümmetin tek kurtuluşunun tevhid, infak, güzel ahlak ve salih amellere bağlandığını görürüz. Bu konuya vugu yapan yüzlerce ayet vardır. Bu hakikatleri asla göz ardı edemeyiz.
Kur’an’a göre İsa (a.s) vefat etmiştir. İsa (a.s) ın vefatı ise şu ayetle sabittir.
Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim…”(Âl-i İmrân, 55)
Bu ayete ilaveten Maide suresi 116 ve 117′ nci Ayetleri de bu konuya net olarak açıklık getirmektedir.
Aslında Mehdi inancı Mecusilikten Şia’ya, Şia’dan Ehl-i Sünnet’e intikal eden dünyanın en garip uydurma inançlarından biridir.
Bir Müslümanın, Kur’an’da bir ayetin dahi vurgulamadığı böylesi bir harafeye inanması Kur’an ahlakıyla asla bağdaşmaz. Müslüman her zaman ilim, akıl, tefekkür, feraset ve basiret sahibidir.
İsa (a.s) mın Mehdi sıfatıyla zuhur edeceğine şu iki ayet delil olarak gösterilmektedir.
Birincisi Nisa suresi 159′ uncu ayettir. “Ehl-i kitaptan her biri (kendi) ölümünden önce ona (İsa’ya) muhakkak iman edecektir. Kıyamet günü de onlara şahit olacaktır. ”
İkincisi ise Zuhruf suresi 61′ inci ayettir. “Şüphe yok ki o (İsa) kıyametin kopacağının bilgisidir. Veya diğer bir kıraate göre “alametidir” Ondan (kıyametin kopacağından – öldükten sonra dirilmeden) şüphe etmeyin ve bana uyun. Çünkü bu dosdoğru yoldur. ”
Aslında ayetlerin gerçek olan ilahi mesajı saptırılmıştır.
Birinci ayet iyi analiz edilmediği takdirde, yanlış anlaşılmaya gayet müsait olan bir âyettir.
Bu ayet Kur’an’ın bağlam ve bütünlüğü içinde ele alınmadığı zaman, büyük sorunlar teşkil eder. Ucu farklı noktalara kadar gider. Fakat bu ayet diğer halkalarla birleştirildiği zaman problem kendiliğinden çözüme kavuşmuş olur.
Ayeti anlaşılmaz hale getiren ve zorlayan en büyük sebep, Kur’an aklından ve hikmetinden uzak uydurma rivayetlerdir. Allah’ın Kelâmı olan Kur’an, rivayetlere iman edip inananlara ilim ve hikmetinden hiçbir şey nasip etmez. Kısacası bu konuda ön yargılı olanlar Kur’an’ı asla anlayamazlar. Çünkü rivayetler, Kur’an’a karşı gönülleri köreltir ve basiret kapılarını kapatır.
Aslında birinci ayette yapılan vurgu şudur. İsa (a.s)’a “Allah” diyen ( Maide, 17 ve 72′ nci ayetler) ve “Allah üçtür” (Baba, oğul ve ruhu’l-kudüstür ) diyen, Onu “Rab edinen” ( Tevbe- 31′ inci ayet) her Hristiyan din adamı ile İsa’yı Allah’ın bir Resulü olarak kabul etmeyen her Yahudi din adamı ölmeden önce İsa (a.s) ın gerçek kimliğini görecektir.
Yahudi ve Hristiyan din adamları İsa (a.s) ın gerçek kimliğini yani Allah’ın Resulü olduğunu gördükten sonra öleceklerdir.
Yani Hristiyan din adamları, İsa(a.s) mın İlâh ve Rab olmadığını, Yahudi din adamları da (Hâşâ) O’nun zina eseri olmadığını, Allah’ın kulu ve Resulü olduğunu gördükten sonra öleceklerdir ama iş işten geçmiş olacaktır. Yoksa Yüce Allah insanların imanları üzerinde asla zorlayıcı değildir. Çünkü Rahmân ve Rahim olan Allah hiçbir Resulü için “insanlar muhakkak ona iman edecektir” diye bir söz etmemiştir. Kur’an’da buna aykırı çok ayet vardır.
Zira insanlar elçileri daima yalanlamışlardır. Bunun en büyük delili ise şu ayetlerdir:
“İşte böylece, onlardan öncekilere her ne zaman bir Resul geldiğinde hemen; o, bir sihirbazdır veya delidir, dediler” (Tur- 55)
“Biz hangi ülkeye bir uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın varlıklı ve şımarık kişileri: Biz size gönderilmiş olan şeyi (dini) inkar ediyoruz, demişlerdir” (Sebe-34 )
İsa (a.s) mın tekrar Mehdi olarak geri gelişine delil olarak gösterilen ikinci ayet ise şudur:
“Şüphe yok ki o (İsa) kıyametin (kopacağının) bilgisidir” ( Zuhruf 61.ayet)
Bu ayet anlam ve verdiği mesaj bakımından en sarih ve kolay olan ayetlerden biridir. Ancak bu ilahi mesajın içi cımbızlanıp manası buharlaştırılıp mealen içeriğine de uydurma rivayetler bulaşınca anlaşılmaz ve içinden çıkılmaz bir hal almıştır.
Dünyada Kur’an kadar anlamı bilinmeden okunan ve meali tahrif olmuş hiçbir kitap yoktur.
Bu ikinci ayetin anlamı ve vermek istediği esas mesaj aynen şudur:
“Ey İsrailoğulları ve insanlık âlemi!
Şunu kesin olarak bilin ki, Allah gibi sonsuz kudrete ve ilme sahip bir yaratıcının İsa’yı babasız olarak dünyaya getirmesi, kıyametin ve öldükten sonra dirilmenin hak olduğuna dair bir işaret, bir delil, bir ilim ve bir alamettir, sakın bundan dolayı şüphe etmeyin” demek istenmiştir.
Dünya kıyamet ile son bulacak ve yer yüzünde Allah’tan başka hiçbir canlı emare kalmayacaktır. Allah’ın elçileri de dahil olmak üzere bütün insanlar kıyamet sonrası tekrar dirilip hesap vermek üzere öleceklerdir. Bakınız Allah bu konuda ne buyuruyor:
(Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir. (Zümer, 30)
Bu konuyla ilgili onlarca ayet vardır. Bakınız Allah şu ayetlerinde ne buyuruyor:
“Allah’ın rahmetinin eserlerine bir bak: Yeryüzünü, ölümünün ardından nasıl diriltiyor! Şüphesiz O, ölüleri de mutlaka diriltecektir. O, her şeye kadirdir. ”
(Rum, 50)
“İnsan der ki “Öldüğüm zaman gerçekten diri olarak çıkarılacak mıyım? İnsan düşünmezmi ki, daha önce o hiçbir şey değilken biz kendisini yarattık. ”
( Meryem- 66, 67)
Mehdilik inancı ve hurafesi İslam tarihinde birçok fitnelere ve kanlı çatışmalara sebep olmuştur. Aynı zamanda Allah ve Resulü adına yapılmış büyük bir iftiradır.
Mehdi inancı ile alakalı hadis kaynaklarında geçen rivayetlerin istisnasız hepsi yalan ve uydurmadır.
Bu rivayetler Kur’an’ın bağlam ve bütünlüğüne, İslam’ın evrensel özgürlük anlayışına, dinin ruhuna, Allah Resulü’nün hikmet ve ahlakına aykırı bir inançtır. Bu batıl inancın Kur’an’da hiç bir delili ve dayanağı yoktur. Kuran ilminden, bağlam ve bütünlüğünden uzak bir mahiyet taşımaktadır.
Mehdi’nin insanlara hidayet sağlayacak olağanüstü bir güce sahip olması, elçilerin bile tabi olduğu ilahi yasaları ortadan kaldıran batıl bir inançtan başka bir şey değildir. O yasayı açık olarak ortaya koyan ayet’te Allah şöyle buyuruyor:
“Andolsun ki senden önce elçiler yalanlanmıştı. Onlar yalanlanmallarına ve eziyet edilmelerine karşılık sabrettiler, sonunda yardımımız onlara yetişti. Allah’ın kanunlarını değiştirebilecek hiç kimse yoktur. Muhakkak ki elçilerin haberlerinden bazısı sana da geldi” ( Enam- 34)
Ayrıca Allah’tan başka hidayete erdirecek hiç bir güç yoktur.
Dünyayı ve insanları bir nizam ve intizam içinde yaratan Allah, gerektiğinde her şeyi zaptı rapt altına alıp kontrol edecek güçtedir.
Allah elçilerini sadece bozulan dinleri tekrar düzeltmek, insanları bu konuda uyarıp hidayete erdirmek için göndermiştir.
İsa (a.s) da bu elçilerinden biridir. Görevlendirilmiş olduğu kavmine karşı görevini yapmış, her elçi ve insan gibi oda vefat edip ahirete irtihal etmiştir. O’da bütün elçiler ve insanlar gibi kıyamet sonrası dirilip “huzuru ilahiye” gidecektir.
İsa (a.s) hakkında mehdilik adına yakıştırılan bütün söylenti ve rivayetler yanlıştır.Bu tür söylenti ve inanışlar Allah ve İsa’ya yapılan bir iftiradır.
Bu nedenle “MEHDİ” meselesi bir uydurma olup, asla böylesi bir olay zuhur etmeyecektir.

MEHDİ ZUHUR EDECEK Mİ?

Giriş Yap

Yeni Nesil Medya Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin