NAMIK KALKANCI

İSLAMIN BEŞ ŞARTI

İslam’ı, beş şart üstüne inşa edip Allah’ın geri kalan emirlerini (farizalarını) saf dışı bırakmak her nasıl bir şey ise, bunu akıl ve mantığın hangi köşesine koyarsak koyalım asla kabul görmez.
İslam’ı; namaz, oruç, hac, zekat ve kelime-i şehadet şartlarıyla sınırlamanın delili nedir diye soracak olursanız, Kur’an’da mevcut 6.236 ayete baktığımızda hiçbir ayet böyle bir şarttan kesinlikle bahsetmez.
Tabii ki rivayetçilerin dönderip dolaştırıp bunu da getirip Resulullah (a.s.) böyle dedi diyerek Allah’ın elçisine isnat ettikleri muhakkaktır..
“Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık…”(En’âm, 38) diyen Yüce Allah, haşa unnuttu da elçisi Muhammed (a.s) mı getirip bu beş şartı koydu?
Bunun mantıken bir izahı yoktur. Bu kabul edilmesi mümkün olmayan bir düşünceyle, İslam’ı getirip beş şartın üzerine bina etmek gerçekten Allah’a ve Resulü’ne iftiradır.
Peki Allah’ın diğer emirleri İslam’ın şartları değil mi?
Bunları devre dışı bırakıp kaldırıp atacakmıyız?
Böyle bir şey olabilir mi hiç?
İslam dinininde bir de adalet, liyakat, hak ve hukuk gibi önemli değerler var. Gene edep, ahlak, izzet ve iffet diye hassasiyetler var. Hatta Allah’ın yasaklayıp haram kıldığı hırsızlık, çalıp çırpmak, torpili ve rüşvet var. İnsan ve kadın hakları var. Allah’ın özellikle üzerinde durduğu yetimi, fakir fukarayı, garip gurebayı koruyup kollamak var. Aile mefhumuna verilen önem var. Zina, işret ve kumar gibi Allah’ın yasakladığı haram olan fiiliyatlar var. Riyâ, yalan, iftira, ikiyüzlülük gibi çok önemli konular var. Hakzıs kazanç, orantısız zengileşme gibi hoş olmayan şeyler var. İnsanları yanıltmamak ve aldatmamak var. Yani Allah’ın o kadar emir ve nehiyleri var ki bunlar İslam dininin olmazsa olmazlarıdır. Bunların hepsi İslam dininin birer şartlarıdır.
İslam dini adına, Allah’ın bu kadar emir ve yasaklarını yok sayıp getirip beş şarta bağlamanın kabul edilebilir hiç bir tarafı yoktur.
Allah’ın bu konuda üstüne basa basa vurguladığı çok önemli şartlar vardır. Bunlar toplumların ayakta durabilmesi, hayatlarını idame ettirebilmesi için bir hava, güneş ve su kadar önemlidir.
Mesela;
“Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın).” (Nisâ, 135.)
Ayetinde ki Allah’ın adalet konusundaki hassasiyeti İslam’ın bir şartı değil midir?
“Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor.” (Nisâ, 58. Ayet)
Ayetinde ki Allah’ın “Emaneti ehline veriniz” diyerek liyakatın gözetilmesini istemesi İslam’ın bir şartı değil midir?
“Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi, yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.” (Beled, 14-15-16. Ayet)
Bu ayette de Allah’ın, yetimi ve yoksulu doyurmamızı emretmesi, İslam’ın bir şartı değil midir? Böylece yetimlerin hakkını gasp etmek yerine onların korunup kollanması İslam’ın bir şartı değil midir?
Aslında esas mesele şudur. Bu dinin bu hale nasıl geldiği ve kimler tarafından getirildiği meselesidir. Meseleye birazda bu pencereden bakmak lazım.
Kılınan Namazla günlük günahların, hacca gidip Arafat ta yapılan vakfe ile de bütün günahların affedildiği bir inanç felsefesini bu insanların beynine kim soktu diye onu sorup sorgulamak lazım.
Cami ve cemaatlerde ve her yerde bu uydurmalar birer birer anlatıldı. İnsanlar bu uydurmalara bir şekilde inandırıldı. Böylece insanlar başta namaz olmak üzere birkaç ibadetin içine hapsedildi. Kıl namazı, git hacca, kes kurbanı ve sonra da ne halt işlersen işle anlayışı benimsetildi.
Namaz kılmakla asla hiç bir kirliliğin üzeri örtülemez. Hacla da asla geçmiş günahlar temizlenemez. Namazla günehların üstü ötülemediği gibi, hacca gitmekle de işlenmiş günah kilometresi sıfırlanamaz.
Gerçekten İslam’da bir takım şartlar arıyorsak, bu konuda ihlas ve samimiyet sahibiysek, Allah’ın Kuran’ın’da yüzlerce emir ve nehiyleri var. Önce bu gerçeklerle yüzleşelim ve bunların neler olduğuna bir bakalım. İşte size İslam’ın esas olmazsa olmaz şartları:
Yedik mi fakir fukaranın hakkını?
Rüşvetleri alıp indirdik mi cebimize?
Torpille işimizi yürüttük mü ?
Helâlla haramı kattık mı birbirine?
Kula kul olup güce taptık mı?
Sırtımızı birilerine çıkar ve menfaat için basamak yaptık mı?
Doğru yolu bırakıp şeytanın yoluna saptık mı?
Yalan ağzımızın ayarını bozdu mu?
Garip gurebanın vebalini vurduk mu sırtımıza?
Allah ve Elçisini karıştırdık mı işimize?
Edep ve haya adına bir değerimiz kaldı mı?
İffetsizlik ve zina alıp başını gittimi ?
Aile bütünlüğünün önem ve değeri bitti mi?
İliklerine kadar haramla dolduranlar doydu mu ?
İşte İslam’ın şartları bu soruların cevaplarıdır.
Din ve imanın çıkar ve menfaat olduğu günümüzde,
Kur’anla yüzleşip dinin içine sokulmuş binlerce bidat ve hurafeyi sorgulama gibi bir derdi yok hiç kimsenin.
Günde beş vakit namazda okuduğu Fatiha ve zammı surenin anlamını bilmeyen, ne dediğinden haberi olmayan bir Müslümanın, dinin içine sirayet etmiş hurafe ve bidatlara inanıp yaşamasıda tabii ki kaçınılmaz olacaktır.
İslam’da Allah’ın koyduğu hükümler dışında öylesine uydurulmuş bidat ve hurafeler var ki anlatılacak gibi değil. Bu bidat ve hurafeler günümüzde artık dinin birer parçası, Allah’ın birer emriymiş gibi yaşanıp uygulanmaktadır.
Şunu çok iyi bilelim ki, İslam da beş şart vardır diye bir kural kesinlikle yoktur.
İslamın şartları Kurandır ve ayetleridir. Ayetlerin koyduğu kural ve kaidelerdir!

İSLAMIN BEŞ ŞARTI

Giriş Yap

Yeni Nesil Medya Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin