NAMIK KALKANCI

DİNİ HAKİKATLERİ GİZLEMEK

Dinin tek sahibi Allah ve muhkemiyatı da Kur’andır. Allah’ın, insanlar için koyduğu birtakım emir ve yasakları vardır. Bu emir ve yasaklarını da ayet ayet Kur’an’da açıklamıştır. Allah’ın emirleri kesin ve nettir. Bu emirlerin mutlaka yapılıp yerine getirilmesi gerekir. Ayrıca birtakım yasakları da vardır. Bunlardan da sakınıp kaçınmak gerekir.
Farz olarak bildiğimiz emirleri arasında namaz, oruç, hac ve zekat gibi ibadetlerin yanında adalet, hak, hukuk, liyakat, edep ve ahlak gibi değerler de vardır.
Haram olarak kabul ettiğimiz yasakları arasında ise hırsızlık, zina, işret, kumar, devletin malını zimmetine geçirmek, insanların hakkını gasp etmek, adaletsizlik yapmak, adam kayırmak ve rüşvet alıp vermek gibi şeyler vardır.
Bunların hepsi dinin içinde emir ve yasak niteliğinde var olan, Kur’an ayetleriyle belirlenmiş Allah’ın birer kurallarıdır. İnsanları bu konuda uyarmak, bilgi sahibi yapmak, onlara dini hakikatleri anlatmak ise dini konuda bilgi ve ehliyet sahibi olanların asli görevidir. Günümüzde bunlar toplum içinde din adamı diye bilinirler. Bu kişiler, dini hakikatleri insanlara eğip bükmeden, hiçbir gücün etkisi altında kalmadan, Kur’an’ın önderliğinde anlatmaları gerekir. Aksi halde büyük bir sorumluluk altına girmiş olurlar ve bunun hesabı da huzuru ilahide ağır olur.
Allah’ın bu konuda birçok net ayeti vardır. Bir ayetinde Allah şöyle buyurmaktadır:
“Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini inkâr eden topluluğun hâli ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.” (Cum’a, 5. Ayet)
Her ne kadar bu ayette ki vurgu Tevrat adına Hz.Musa’nın kavmine yapılmış olasada, Kur’an evrensel bir kitap olduğundan dolayı bu ilahi mesaj bütün din adamlarını kapsar. Hiçbir din adamı, bu konu Hz.Musa’nın kavmi ile ilgilidir deyip te işin içinden sıyrılıp çıkamaz. Bu büyük sorumluluktan asla kurtulamaz. Özet olarak söylenecek tek söz vardır. Oda Allah’ın, “İnsanlara dini hakikatleri gizleyip te söylemeyen din adamları, sırtlarına kitap yüklenmiş eşekler gibidirler.” sözüdür. Allah’ın bu mesajından çıkarılacak çok büyük dersler vardır. Bu derslerin muhatabı da günümüzün din adamlarıdır.
Peki din adına gizlenip te söylenmeyen hakikatler neler olabilir acaba?
Din adamları dini hakikatleri neden gizleyip te insanlara söylemezler?
Bunun altında yatan sebepler neler olabilir?
Öncelikle şunu açık ve net olarak belirtmek gerekir. Allah’ın, insanlara doğru ve hak yoldan sapmamaları için önerdiği bir din vardır. Bu dinin adı ise “Tevhid dinidir.”Bu Tevhid dinin muhkemiyatı ise Kur’an dır. Kur’an, 114 sure ve 6236 ayetten müteşekkil Allah’ın bir anayasasıdır. Allah’ın anayasası olan bu muhkem kitabın her ayeti mutlaka ya bir emir ya da yasaklayıcı uygulamaları içeren ilahi birer mesajdır. Bu ilahi mesajlardan bütün inananlar sorumludurlar.
Allah bu ayetleriyle insanlara; namazınızı doğru bir şekilde kılın, orucunuzu tutun, zekâtınızı verin, maddi imkanı iyi olanlar için de kurban kesin ve hacca gidin diyor. Ayrıca kendi aranızda haksız yere mallarınızı yemeyin, adaletsizlik yapmayın, rüşvet alıp vermeyin, adam kayırmayın, zina ve kumar ile işretten uzak durun diyor.
Yetimi, fakir fukarayı, garip gurebayı koruyup kollayın diyor. Eğer ticaret erbabı iseniz mallarınızı fahiş fiyatla satmayın, bu işi yaparken yemin etmeyin, insanları aldatmayın diyerek ikaz edip uyarmaktadır.
Eğer bir amir ve memur konumunda iseniz, mesaiden çalmayın, mahiyetinizde olan kişiler arasında ayırım yapmayın, hepsine eşit mesafede olun diyor.
Eğer bir siyasi kimlik sahibi iseniz, insanları siyasi emelleriniz uğruna kandırmayın, onlara yalan söyleyerek boş vaadlerde bulunmayın, devletin malını şahsi çıkarlarınız için harcamayın, liyakatlı ve dürüst olun, insanları ötekileştirmeyin, sivri dil kullanmayın, üslubunuza dikkat edin, dini siyasi ve şahsi emellerinize alet etmeyin diyor.
İnsanlara ise genel manada edepli ve iffetli olun, Allah’ın gönderdiği hak dini yaşayıp uygulayın, Allah’ın emir ve yasaklarını Kur’andan başka hiç bir yerde aramayın diyor. Kur’andan başka herhangi bir adres ve delil tanımayın diyor. Dini, şahsi menfaatlerine alet eden din kalpazanlarına ve yobazlara, muskacılara, cindarlara, tarikat ve cemaatlara, şeyh ve gavslara inanıp onlara sakın biat ve rağbet etmeyin, bunların tuzağına düşmeyin diyor.
Din adamlarına ise dini hakikatleri eğip bükmeden, hiç çekinmeden, ayetlere bağlı kalarak insanlara anlatın, onları bilgilendirin, onlara doğru yolu gösterin diyor.
Bu dini hakikatleri anlatırken de onlardan herhangi bir karşılık ve menfaat beklemeyin diyor.
Din adamı sıfatınızı kullanarak dini bir menfaat karşılığı pazarlayıp satmayın diyor.
Dini pazarlamak suretiyle muskalar yazmayın, para karşılığı hatimler indirmeyin, cenazelerin defninden bir çıkar sağlamayın diyor.
Dinin tek kaynağının Kur’an olduğunu söyleyin, dine musallat olmuş hurafe ve bidatları hiçbir güçten çekinmeden tek tek açıklayın diyor.
Ancak; din eğitimi almış, Kur’an’ın muhkemiyâtına hakim olan ilim ve irfan sahiplerinden çoğunun dini hakikatleri insanlara anlatmaktan imtina edip kaçındıklarını görmekteyiz. Onun içindir ki Allah’ın indirdiği din yerine rivayetlere dayalı, mezhepsel, tarikat ve cemaatlerin hakim olduğu uydurulan bir din yaşanmaktadır.
Özet olarak insanlar Kur’an’ı hayatından çıkarmıştır. İnsanlar artık Allah’ın indirdiği dinin yerine cemaat ve tarikatların işgal ettiği, rivayet ve bidatların farz gibi gibi görüldüğü uydurulmuş bir din yaşamaktadırlar. Din insanların yaşamlarına artı bir değer katmamaktadır. Din insanlar için bir sermaye niteliği taşımaktadır. Bu sermayeyi en iyi pazarlayıp rant sağlayanların başında ise cemaat ve tarikatlar ile siyaset gelmektedir. Böylece din yaşanmak yerine istismar edilmektedir.
Bu rezaletin baş sorumlusu ise, Cuma suresi 5. Ayetince hedef tahtasına oturtulan din adamlarıdır. Çünkü bunlar gerçekleri söylemekden sürekli kaçındılar.
Burada yapılacak tek şey insanların Kur’an’ın kapısını çalmaları ve ayetlerle yüzleşme cesaretini göstermeleridir. Bu hassasiyet içinde olan her kim olursa olsun mutlaka doğru yolu bulacaktır.
Netice itibariyle Allah’ın göndermiş olduğu dinin bu hale gelmesinin tek sorumlusu, dini hakikatleri gizleyip insanlara anlatmayan sözde din adamlarıdır. Bu büyük bir vebaldir, ağır bir sorumluluktur.
Tabii ki bu konuda duyarsız kalıp, sorgulama ferasetini kaybetmiş, aklını birilerine kiraya vermiş, üç günlük dünya menfaati için hür iradesine ipotek koydurmuş akıl sahibi insanlarında kurtulacak bir tarafları yoktur.
Her iki taraf ta, bunlara gerçekleri anlatmayan sözde din adamları da mutlaka bu yaptıklarının hesabını Allah’a vereceklerdir. Dini bozup yaşanılmaz hale getiren ne kadar din, vicdan, merhamet, hak ve hukuk, adalet ve liyakat hırsızları varsa ve bunlar herkim olursa olsun, bunların da yatacağı yer yoktur.

DİNİ HAKİKATLERİ GİZLEMEK

Giriş Yap

Yeni Nesil Medya Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin