NAMIK KALKANCI

ASR-I SAADET

Asr-ı Saadet, İslâm tarihçilerine göre Hz.Muhammed’in hayatta olduğu dönemin adıdır.
Arapça bir kelime olan Asr, “zaman ve çağ”, Saadet “mutluluk ve bahtiyarlık” anlamına gelmekte, Asr-ı saadet ise “mutluluk dönemi, insanların en bahtiyar oldukları çağ” anlamına gelmektedir.
Özet olarak İslam tarihçilerine göre Asr-ı Saadet, Hz.Muhammed döneminde yaşanılan muhteşem bir hayatın adıdır.
Gerçekten Resulullah (s.a.v) ve ashabının yaşadığı bu süreçte muhteşem bir hayat yaşanmış mıdır?
Bu dönem gerçekten bir Asr-ı Saadet midir?
Aslında Resulullah’ın ne elçi olmadığı 610 yılı öncesi, ne de elçilikle müjdelenip yaşadığı 23 yıllık risalet ve nebilik süreci asla söylenildiği gibi bir Asr-ı Saadet dönemi değildir. Bu süreçler hep kaos, iftira, hakaret ve taşkınlıklarla doludur.
Resulullah’ın annesi Amine, kocası Abdullah’ı hamileliği sırasında kaybetmişti. Muhammed’in doğumundan altı yıl sonra da 577 yılında, kocasının mezarını ve bazı yakınlarını ziyaret etmek için Muhammed ile birlikte gittiği Medine’den dönerken Ebva adında bir köyün yakınlarında henüz 21 veya 22 yaşında iken ölmüş ve oraya defnedilmişti. Böylece Resulullah, 571 yılında yetim doğmuş ve 577 yılında da annesini kaybederek öksüz kalmıştı.
Esas sıkıntı ve problemler Risalet göreviyle nüksetmiş, bu çekilmez sıkıntılar vefat edene kadar devam etmiştir.
Elçilikle müjdelenmeden önce Mekkeli müşriklerce “Muhammed’ül Emin” olarak saygı duyulup güvenilen o Muhammed, artık birtakım hakaretlere maruz kalmaktaydı. Çünkü onlara tebliğ ettiği ayetler onların işine gelmemekte, çıkar ve menfaat oyunlarını bozmaktaydı..
Kâfirler, kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu, yalancı bir sihirbazdır.” (Sâd, 4)
“İlâhları bir tek ilâh mı yaptı? Gerçekten bu çok tuhaf bir şey!” (Sâd, 5)
Görüldüğü üzere yukarıdaki ayetler, bu gerçeği açık ve net olarak anlatmaktadır.
Resulullah’ın öz amcası Ebu Leheb olmadık hakaret ve iftiraları yapanların öncülerindendi.
Ebu Leheb Hz. Muhammed’i her yerde takip ederek sözlerini yalanlamaya, onun bir sihirbaz ve yalancı olduğunu, insanları birbirine düşürdüğünü, sözlerine itibar edilmemesi gerektiğini söylemeye devam etti. Kendisinin ve karısının Resul-i Ekrem’i rahatsız eden bu hareketleri üzerine de Tebbet suresi nazil oldu.
Ebu Cehil de Resulullah’a hakaret edenlerin başında olan, şirkinde geri adım atmayan biriydi.
Müşrikler Hz. Muhammed’e karşı çıkarken aslında vahye karşı çıkıyorlardı.
Bir gün Ebu Cehil Resulullah’a hitaben :
“Ey Muhammed, biz seni değil, senin getirdiklerini yalanlıyoruz.” diyerek gerçek düşüncesini ortaya koymuştu. Bunun üzerine de:
“Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar fakat o zalimler Allah’ın âyetlerini inadına inkâr ediyorlar.” (En’âm, 33) Ayeti nazil olmuştur.
Müşrikler, işi Resulullah’ı katletme cüretine kadar vardırmış ve nihayetinde Resulullah 620 yılında Ebubekir’i de yanına alarak Mekke’den Medine’ye hicret etmiştir. Yine müşrikler, Resulullah’ın evini dinletmiş, vakitsiz zamanlarda rahatsız ettirmişlerdir. Bu nedenle de şu ayet nüzul olmuştur:
“Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikâhlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır.” (Ahzâb, 53)
Resulullah’ın eşi Aişe’ye iftira edilmiştir. Müreysi Gazvesi’nden dönüşte Allâh Resulü’nün zevcesi Aişe, ordunun konakladığı yerden ihtiyaç için biraz uzaklaşmıştı. Döndüğünde ise ordu çoktan hareket etmiş bulunuyordu. Çünkü o sıra tesettür âyeti inmişti ve Aişe, bir yere giderken devenin hörgücü üzerine konan ve hevdec adı verilen bir örtü içinde götürülmeye başlanmıştı. Bu sebeple ordu hareket ettiğinde Aişe de devenin üzerindeki hevdecde zannedilmişti.
Aişe vâlidemiz, ordunun ardına düşüp kaybolmaktansa bulunduğu yerde beklemeyi tercih etti. Sonra hafiften bir uykuya daldı. O sırada kafileden geri kalanları toplamakla vazifeli bulunan Safvân bin Muattal, Hazret-i Âişe’yi fark etti:
“…Biz Allah’a aidiz ve yine O’na döneceğiz.”
(Bakara, 156) âyetini okuyarak kendisinin orada bulunduğunu duyurdu.
Bu ses üzerine Aişe uyanmıştı. Safvân, tek kelime bile konuşmadan devesini çöktürdü. Hazret-i Aişe de bu şekilde deveye binmiş oldu. Öğle vakti orduya yetişmişlerdi. Bu durumu gören münâfıkların ellerine bulunmaz bir fırsat geçmişti. O münakıfık taifesi, “Vallahi ne Aişe ondan ne de o Aişe’den kurtulmuştur.” diyerek iftirada bulundular. Hatta Abdullah bin Übey, daha ileri giderek mü’minlere: “İşte Peygamberinizin hanımı bir adamla sabahladı…” diyerek daha da ileri gitmişti. Fitne bir anda bütün orduyu sardı. Hz. Ebûbekir, müthiş bir ıztırapla inledi:
“Vallahi biz, böyle bir iftiraya Cahiliye Devri’nde bile uğramadık!..” dedi.
Bu vahamet İslam tarihine bir kara leke olarak geçmiştir.
Resulullah 632’de eşi Aişe’nin odasında vefat etmiş ve cenazesi ancak üç gün sonra defnedilmiştir.
Resulullah vefat ettiğinde cenazsinin başında sadece Hz.Abbas, Hz.Ali, Kusem, Fadl, Üsame bin Zeyd ve eski hizmetçilerinden Şakran vardı.
Hz.Ebu Bekir, Hz.Ömer ve Hz.Osman ise Medine’den gelen heyetle “Hilafet” derdine düşmüşlerdi.
İşte bunlar, Resulullah’ın doğuşundan vefat ettiği ana kadar gerek özel hayatında ve gerek Risalet ile Nebilik döneminde yaşadığı sadece birkaç kabul edilemez olumsuz olayların kısaca özetidir. Bu kadar yaşanılmış bu olayların olduğu dönemin adı da her ne hikmetse, “ASR-I Saadet” oluyor.
Görüldüğü gibi ne Resulullah (s.a.v) in ve ne de aileyi efradının yaşadığı bir Asr-saadet süreci olmamıştır. Bu sadece gerçeklerle yüzleşmeyenlerin inanıp yaşadığı bir Emevi uydurmasıdır!

ASR-I SAADET

Giriş Yap

Yeni Nesil Medya Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin